Küresel sistemdeki sıkıntının Türkiye’ye etkileri
Küresel sistem 2013 yılında genel
bir toparlanma vaad etmiyor. Özellikle Euro bölgesi sorunlarını çözmeye yetecek
bir sıçrama yapabilecek güçten oldukça uzak bir konumda görünüyor. ABD’nin
göreli olarak toparlanmasının sürmesi, Çin’in tahminler çerçevesinde yavaşlama
eğiliminden çıkması 2013 yılının kazançları olacak ve en azından sonraki
yılları küresel sistem genelinde olumlu etkileyebilecek.
Türkiye açısından küresel
sistemin yansımalarından bir sonuç çıkarmamız gerekirse sıkıntılı bir yıla
hazırlanmakta yarar olduğunu söylememiz gerekiyor. Bunun başlıca iki nedeni
var: (1) Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı konumundaki Euro bölgesi
ekonomileri yavaşlama hatta daralma içinde oldukları için ithalatları düşüyor.
Bu durumda Türkiye’nin ihracat sıkıntısı çekmesi kaçınılmaz görünüyor. (2) Her
ne kadar likidite bolluğu ve gelişmiş ekonomilerde düşük faizlerin egemenliği
yatırımcıları Türkiye gibi yüksek faiz veren ülkelere itiyorsa da risk
yüksekliği bu paraların çok kısa vadeli yani sıcak para biçiminde gelmesine yol
açıyor. Sıcak para, dış finansmanın kalitesinin bozulmasına yol açıyor. Bu
eğilim 2013’de de devam edecek gibi görünüyor.
Türkiye tahminleri
Şimdi de IMF’nin raporlarında
(World Economic Outlook ve Fiscal Monitor) ve hükümetin Orta Vadeli Programında
(OVP) yer alan tahminleri özet bir tablo halinde verip bu verileri kullanarak değerlendirme
yapmaya çalışayım.
2013 Tahminleri
|
IMF
|
OVP
|
GSYH (Cari Fiyatlarla milyar
TL)
|
1.571
|
|
GSYH (Milyar USD)
|
858
|
|
Kişi Başına GSYH (USD)
|
11.318
|
|
Büyüme (%)
|
3,5
|
4,0
|
Tasarruflar / GSYH (%)
|
15,0
|
|
Yurtiçi Talep Artışı (%)
|
3,9
|
|
TÜFE (Yılsonu, %)
|
5,7
|
5,3
|
Bütçe Açığı (%)
|
-1,9
|
-2,2
|
Kamu Borç Yükü (%)
|
36,7
|
35,0
|
Cari Açık (%)
|
-7,1
|
-7,1
|
İşsizlik (%)
|
9,9
|
8,9
|
USD Kuru (TL)
|
yok
|
1,83
|
Büyüme düşüşü sıkıntılara neden olacak
İster IMF’nin yüzde 3’lük
tahminini ister OVP’de öngörülen yüzde 4’lük tahmini alalım Türkiye’nin 2013’de
potansiyelinin altında büyümesi bekleniyor. Bu, potansiyelinin altında
büyüyeceği ikinci yıl olacak. 2012 yılındaki düşük büyüme hızı, 2010 ve 2011
yıllarının sırasıyla yüzde 9,2 ve 8,5’luk çok yüksek büyüme hızlarının ardından
geldiği için onların ivmesiyle pek fazla hissedilmedi. Oysa şimdi ikinci kez
düşük hızlı bir büyüme sıkıntıları daha fazla gün yüzüne çıkaracak. Büyümenin
düşmesi, geçen yılların ivmesiyle azalan, işsizlik oranını yeniden yükseltmeye
başlayacaktır. Bir benzetme yapayım: Hareket halinde kol kırıldığında hareketin
yarattığı sıcaklığın etkisiyle acı fazla hissedilmez. Hareket durup sıcaklık
yerini soğumaya terk ettiğinde acı hissedilmeye başlanır. İşsizlik konusunda
IMF, hükümete göre daha kötümser görünüyor.
Yüzde 4’lük büyüme hızının
potansiyele göre düşük ama konjonktüre göre yüksek olduğunu söylemekte yarar
var. Ben büyüme hızının biraz daha düşük olabileceğini tahmin ediyorum.
Cari açığın düşmesi iyi ama yüzde 7’nin altına inilmesi zor
Türkiye’nin ne kadar düşürmeyi
başarsa da 7’nin altına düşüremeyeceği tahmin edilen cari açığını karşılamakta
gerekli olan dış finansman açısından sorunlu bir yıl yaşaması bekleniyor. Yüzde
10’dan yüzde 7’ye düşüş bir başarı öyküsü olsa da yüzde 7’lik cari açığın hala
dünyanın en yüksek cari açıklarından birisi olduğu unutulmamalı. Yurtiçi
tasarrufların oranının yüzde 15’i bulması iyimser bir tahmini yansıtıyor ama bu
orana çıkılması halinde bile yatırım tasarruf dengesi açığı 5 - 7 puan arasında
oluşacak. Orta ve uzun vadeli dış finansman bulma zorluğu ve iç tasarrufların
yetersizliği sorununun faizden başka pek bir çözümü olmadığını dikkate alırsak
TCMB’nin faizi düşürme ve ekonomik gerçekler arasında iyice sıkışıp kalacağını
tahmin etmek zor olmasa gerekir.
Türkiye ihracat kaybının bir bölümünü alternatif pazarlar yoluyla
karşılıyor
Türkiye’nin başta Almanya olmak
üzere Euro bölgesine yaptığı ihracatın düşmesinin yaratacağı sıkıntıları
azaltmaya yönelik alternatif ihracat odakları yaratma hamlesinin ne kadar doğru
olduğu yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Özellikle yukarıda büyüme potansiyeline
değindiğim Gelişen Asya ve Orta ve Güney Afrika bölgelerine yönelik ihracatı artırmakta
yarar olduğunu vurgulamak gerekir. Bu, yalnızca 2013 yılını kurtarmaya yönelik
bir hamle değil aynı zamanda geleceğe yönelik daha geniş kapsamlı bir hamle
olarak alınmalı.
İkiz açık
Türk vergi sisteminin ithalat
vergilerine ağırlık veren yapısı gereği cari açık düşerken bütçe açığı artıyor.
Böylece Türkiye ekonomisinin en belirgin özelliklerinden birisi olan ters yönde
işleyen ikiz açık olgusu bir kez daha yaşanıyor. Bunu önlemenin yolu yapısal
reformlara girişmekten geçiyor.
Küresel kıssadan Türkiye için hisse
Küresel sistem 2013 yılında 2012
yılından daha iyi bir görünüm sunmuyor. O nedenle sıkıntılı bir yıla hazır
olmakta yarar var. Planları, programları ve bütçeleri ayda bir revize edecek
şekilde yapmak uygun olur.http://www.mahfiegilmez.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder