Vergi politikası, ekonominin gidişine
göre vergilerin artırılması veya azaltılması biçiminde uygulanır. Artırma da azaltma
da iki biçimde olabilir: Vergi oranları değiştirilebilir ya da kapsam
değiştirilebilir. Vergi oranları ya da verginin kapsamı artırılırsa kişi ve kurumlara daha az
harcanabilir gelir bırakılır ve bu yolla toplam talep denetim altına alınmış
olur. Tersi yapılıp da vergi oranları ya da verginin kapsamı düşürülürse kişi ve kurumların elinde
daha fazla harcanabilir gelir kalacağı için harcamalar ve bu yolla da toplam
talep yükselir. İlki ekonomiyi soğutmak, ikincisi ise canlandırmak amaçlı
kullanılabilir.
Harcamalar politikası kamu
harcamalarının artırılması veya azaltılmasının ekonomide yaratacağı etkiler
üzerine kurulu bir politikadır. Kişi ve kurumların harcamalarının ve
dolayısıyla toplam talebin düştüğü bir ortamda kamu harcamaları artırılarak
ekonominin canlanması sağlanabilir. Bu durumda eline fazladan para geçenler bu
parayı harcayarak talep artışına ve o da üretimin canlanmasına etki yapabilir.
Toplam talebin hızla arttığı bir ortamda ise bunun tersi yapılarak kamu
harcamaları azaltılır ve kişilerin eline daha az harcanabilir gelir bırakılarak talep düşürülür.
Borçlanma politikası, ekonomide talep
artışına bağlı olarak aşırı canlılığın ortaya çıktığı hallerde, bir başka
ifadeyle ekonominin ısındığı durumda, kamu borçlanmasını artırmak suretiyle
harcanabilir gelirin düşürülmesini hedefleyen bir politikadır. Eğer tersi olmuş
ve ekonomi soğumaya yüz tutmuşsa o zaman borçların erken ödenmesi yoluyla para
piyasaya çıkarılır ve toplam talebin canlanması sağlanır.
Bu üç temel politika aracının
yanında teşvik politikasından dış ticaret politikasına kadar uzanan çeşitli alt
politikalar da maliye politikasının araçları ya da alt politikaları arasında
sayılabilir.
Uzun yıllar tek başına
kullanılmış olan maliye politikası son otuz yılda yerini para politikasına terk
etmiş görünüyor. Çünkü para politikası, maliye politikasının aksine geniş halk
kitleleri tarafından kolayca anlaşılabilecek bir politika değildir. Zorunlu
karşılıkları artırmakla vergi oranlarını artırmak arasında büyük bir fark
vardır. İlkini anlayanların sayısı ikinciyi anlayanların yüzde biri kadar değildir.
Böylece ekonomide yapılacak sıkılaştırmalar halkın gözünden daha kolay saklanabilir.
Bütün bunları anladık ama
başlıktaki tavşan ne oluyor diye sorarsanız o da ekonomi politikasının bir
başka aracı oluyor. Diyelim ki bütçe açığını düşürmek istiyorsunuz ve ne kadar
artırsanız da vergiler bu amaca hizmet etmiyor. İşte o zaman tavşanı şapkadan
çıkarıyorsunuz. Türkiye’de son dönemde şapkadan çıkarılmış tavşanlar arasında özelleştirme,
bedelli askerlik, vergi affı, yurtdışından getirilecek paraların affı ön planda
yer aldı. Sırada 2B ve mütekabiliyet yasası var.
Dalgalı döviz kuru rejiminde doğrudan bankalara müdahaleye başlandığı anda şapkadan tavşan çıkarmak para politikasında da kullanım alanı buluyor demektir. İşte o aşamada bütün öteki politika araçlarının yerini şapkadan tavşan çıkarma politikası almış olur. Ne var ki bu politika sürdürülebilir bir politika değil. Yalnızca zaman kazandırıyor. Yapısal reformlar için bu yolla kazanılan zaman iyi kullanılamazsa şapkada tavşan kalmayabilir.
http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/maliye-politikas-ve-tavsan.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder